11 Kasım 2013 Pazartesi

OSMANLI'DAN HİKAYELER



Merhaba 
    Epeydir yazmıyorum.Aslında okumadığım için değil bir gün orada bir gün burada bir hayat sürdüğümden çok fırsatım olmadı. 
    Eşimle sürekli yolculuk yaptığımızdan yolda tarih kitapları okuyup biraz genel kültürümüzü arttıralım demiştik. Bende yolda sıkılıp uykumuz gelmesin diye biraz eğlenceli birşeyler ararken bu kitabı buldum. İçinde kıssadan hisse tadında minik hikayeler mevcut.İçlerinden en çok beğendiğimi de paylaşmak istiyorum.
                        


   Kitap Panama yayınlarından çıkmış ve bana en enteresan gelen tarafı bir yazarının ya da derleyeninin olmaması... Çok dolu dolu bir kitap değil. Bir sayfasında üç satır yazı olan bölümler bile var ama eğlenceli. 383 sayfa ve bence keyifle okunacak bir eser...

21 Mayıs 2013 Salı

sherlock holmes ölümün sesi

canım sherlockcuğumu bitirdim sonunda...




epeydir kitaplardan uzak kalmıştım.havalar ısınınca evde vakit geçirmek biraz zorlaşıyor haliyle.yine otel odalarında vakit geçirdiğim günlerde başladım bu kitaba.aslında ortaokul dönemlerimde okumuştum epeyce sherlock ancak daha önce okuduklarımı bile unutmuşum

aslında çok fazla yorum istemeyen bir kitap. bay holmes'ün gördüğü şeyleri yorumlama yeteneği kesinlikle su götürmez.okurken cidden çok basitmiş aslında dediğiniz şeyler bir sonraki öyküye geçtiğinizde yine sizi yanıltabiliyor.yinede o bakış açısını yakalamaya çalışmak oldukça eğlenceli.diğer polisiye romanlardaki gibi sürekli bir somut delil arayışından ziyade mantık daha ön planda.sherlock önce kurgusunu beyninde bitirip sonrasında somut deliller bularak tezini kanıtlıyor.buda onu diğer polisiye romanlardan ayıran en güzel özellik bence.birde kısa öykülerden oluşuyor olması merak duygusunu sürekli tetikte tutuyor.

ortaokuldayken okuduğumda da çok keyif almıştım şimdie aynı keyfi alıyorum. demek ki yıllar bay holmes'le olan dostluğumuzdan hiçbirşey alıp götürmemiş.herkesin sherlock holmes'a bir aşinalığı vardır.kitabını okumamışsa bir filmini yada dizisinin bir bölümünü izlemiştir.ben filmlerinden çok keyif alamadım açıkcası fakat dizisi bence oldukça iyiydi.bir kaç bölüm yayınlandıktan sonra bir süre ara verildi tekrar başlandı falan o dönem bi gazım kaçtı bıraktım izlemeyi.hazır yaz dönemi gelmiş izlediğim dizilerde ara vermişken tekrar bi yoklayalım bakalım hazır kitabınıda okumuşken

kitap tutku yayın evinden çıkmış,382 sayfa ve7,95tl gibi bir fiyatı var.bence her kütüphanede bulunması gereken bir klasik sherlock holmes.

28 Şubat 2013 Perşembe

AZ


Okuyacağım kitabın kapak tasarımı benim için oldukça önemli olmuştur.Bu kitabın kapak tasarımıysa benim için sınıfta kalmıştı ta ki kitabı okuyana kadar...Yine bir arkadaşım okurken paylaşmıştı benimle bu kitabı. Derda adında 11 yaşındaki bir kızın annesi tarafından satılıp bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilip İngiltere de  sürdürdüğü hapis hayatını anlatıyordu kitap.Arkadaşımsa 'kız sonra komşusunun mazoşist cinsel fantazilerini gerçekleştirmeye ve bunu kullanıp kocasından kaçmaya çalışıyor ayy çok merak ediyorum sonunda ne olacak acaba ' şeklinde anlatıyordu.Ben filmlerde de cinselliği bu kadar net görmekten hoşlanmazken kitap olarak okumayı hiç göze alamamıştım hele ki böyle hastalıklı bir durumu.Belki bunlar gerçekten yaşanabilir şeyler fakat ben pek yüzleşme taraftarı değildim.Epey bir zaman kitap üzerine konuşmadık ve ben merak edip sonunu hiç sormadım çünkü bana pislik birşey gibi gelmişti fakat arkadaşım sürekli Hakan Günday serisi yapmaktan bahsediyordu.Bende internetten d&r alışverişi yaparken (kitaplarımı internetten toplu şekilde alıyorum böylece daha ucuza geliyor:)) nasıl olsa kargo parası verdim çok birşeyde almadım hadi bunuda alayım deyip aldım.
Kitabı az çok bildiğim için arka kapağında sadece resmin üzerindeki paragrafı okudum ve her ön yargılı türk insanı gibi Derdanın yaşadıklarını kınadım.Kitabın ortalarına doğru herşey mutlu sona bağlanmıştı ve Derda adıyla yeni bir bölüm vardı.Enteresan deyip başladım ve Derda adındaki bir erkek çocuğun hayatına döndük bu sefer.Babası hapiste,annesi ölmüş ve yurda yollanmamak için annesinin durumunu saklamaya çalışan,hayatını tüm arkadaşları gibi ölülerini ziyarete gelen insanlardan mezaralara su döküp temizlemek karşılığı aldıkları bahşişlerle devam ettiren bir çocuğun hikayesi...Öykü ilerledikçe iki Derdanın hayatlarının ne noktalarda kesiştiğini ve en sonunda nasıl bir araya geldiğini gördük.Kapak tasarımı da böylelikle anlam kazandı.
Beni ikinci öykü daha çok etkiledi açıkçası.Ama ikiside insanın derinliklerinde bir noktaya dokunuyor gerçekten.Okunması gerekenler listenize ekleyin derim ben 

ALAYCI KUŞ


Ne zamandır fıldır fıldır gezmekten Alaycı kuşu yazmadığımı farketmemişim:) Haliyle okumamın üzerinde epeyce zaman geçti ve çok verimli bir yazı olamayacak.
Aslında çok fazla söylenebilecek birşeyde yok.Seri oldukça başarılı zaten.Alaycı kuşta serinin son kitabı.Bu bölümde de isyancıların capitole karşı düzenledikleri isyanı yine Katniss in gözünden izliyoruz.Kendisini 2.kez açlık oyunlarının içinde bulan Katniss ve haraçların bir kısmı 2.kitabın sonunda arenadan kaçırılıyor ve Capitolün eline düşen Peeta yı kurtarmak için isyanın yüzü alaycı kuş olmayı kabul ediyor Katniss.Çok fazla detaya inmeye gerek yok fakat insan okurken içinde yaşadığımız düzenle de biraz özdeşleştiriyor açıkçası. Olaylar capitolde çok uç noktalarda olsa da aslında düzenin çok da fazla değiştirilemediğini ,sadece isimlerin değiştiğini ve kısır bir döngünün içinde olduğumuzu öğretiyor insana.
Kitabın çok çarpıcı bir sonu yok aslında ama insan keşke şu da ölmeseydi ya diye iç geçiriyor ister istemez. Birde ben Katniss in eş seçiminde biraz hayal kırıklığı yaşadım sanki.Kimi seçtiğini tabi ki söylemeyeceğim ama bana diğer isime biraz haksızlık oldu gibi geldi.
Tekrar söylüyorum roman seven biri için oldukça keyifli bir seri umarım keyifle okursunuz. 

21 Ocak 2013 Pazartesi

İKİZ BEDENLER


Gerilim-polisiye romanlara karsi hep bir ilgim vardir ve favori yazarimda grange dir.Tess Gerritsen ismini d&ra her gittigimde goruyordum ama kapak tasarimlari hep itici geldi malesef.Benim icin kitap yada yazar hakkinda birsey bilmiyorsam kapak tasarimi oldukca onemli.Bu yuzdende alip okumamistim.Kitap konusunda internetten alis veris yaparken bile sadece d&ri tercih ediyorum fakat bu sefer izmirde farkli bir kitapciya girdim.Alayaci kusla aclik oyunlari serisine simdilik devam edemedigimden beni oyalayacak baska bir kitap ariyordum.Raflarin arasinda dolasirken kitabin kapagindaki kucuk Rizzoli&İsles resmi dikkatimi cekti.Bilmeyenler icin cnbce de halen yayinlanan boston polis departmanindan Jane Rizzoli ve adli tip uzmani Dr.Maura Isles in yasadiklarini anlatan bir dizi ve ben keyifle izliyorum.Hemen arkasini cevirip ozetini okudum ve tabiki hemen aldim.Oyku Maura nin uzerinde donuyor.Evlatlik olan Maura Paris seyahati donusu evinin onunde polis arabalari ve bir kalabalikla karsilasiyor.Herkes kapisinin onundeki aractaki ölü bedeni o sanirken karsilarinda Maura yi gorunce sok oluyorlar.Oyku ilerledikce arabadaki kisinin ikiz kardesi oldugunu ogreniyoruz.Maura tabiki kardesinin pesine dusuyor ve kim oldugunu ogrenme cabasina giriyor.Onun hayatiysa Maurayı annesine goturuyor.Cok ipucu vermek istemiyorum aslinda ama diziyle kitap arasinda ciddi farkliliklar var.oncelikle dizide rizzoli bekar fakat kitapta evli ve 8aylik hamile!Ayrica Maura ve Rizzoli arasinda dizide ciddi bir dostluk var fakat kitapta sadece is arkadasligi soz konusu.Dizide Mauranin annesi patalogken kitapta cinayetten muebbete carptirilmis bir kadin.Kitabi aldiktan sonra dizinin kitaptan uyarlama oldugunu ogrendim fakat ikiside kendi basina keyifli olsada uyarlama konusunda cok basarisiz.Bukadar onemli farkliliklar olmasi rahatsiz edici.Yinede okunmali diye dusunuyorum akici ve keyifli bir kitap.ayrica kitabin son sayfalarinda gordugum resimlere gore toplamda 4kitaplik bir seri sanirim(fazlasida olabilir emin degilim) ve ben herhalde sonuncusundan baslidim(bunuda resimlerin siralamasinda ikiz bedenlerin son sirada olmasindan cikariyorum)Diger kitaplarin isimleriyse Çırak, Günahkar ve Siliniş.Son olarak yayin evinede birseyler soylemek istiyorum.Keske kitabi basmadan once yazim hatalarinida bi zahmet duzeltseydiniz.Korsan kitap okuyorum sanki.



18 Ocak 2013 Cuma

AÇLIK OYUNLARI ve ATEŞİ YAKALAMAK


2012 yılında sinemaya uyarlanan, seriyle aynı adı taşıyan ilk kitabı açlık oyunları ve ikincisi ateşi yakalamak şu an bir çırpıda keyifle okuduğum bir seri.Filmi türkçe dublajlı olarak izledim ve seslerden çok hoşnut olduğumu söyleyemeyeceğim ancak şöyle bir tavsiyem olabilir;önce kitabı okuyup sonra filmi izleyin!
Kitap ilk etapta bana çok cazip gelmemişti aslında.Çok yakın bir arkadaşım gerçekten heyecanla okuyordu ve filmiyle ilgilide olumsuz yorumlarda bulunmuştu.Açıkcası önyargımı kırmak için önce filmini bir görmek istedim fakat biraz pişman oldum.Kitapla film arasında ufak tefek farklılıklar var ancak bu durum  beni çok fazla rahatsız etmedi.Ancak kitabı okurken adapte olmamı biraz zorlaştırdı açıkcası.Tüm akışını bildiğin bir şeyi tekrar okumak çok keyifli olmuyor açıkcası fakat kitabını okuyup kafanda canlandırdığın sahneleri görsel olarak görmek senin cnlandırdığın sahneleri yönetmenin,oyuncuların gözünden izlemek çok daha keyifli.Eğer filmi izleyip kitabı henüz okumadıysanız ve benim gibi filmini izlediğiniz bir kitabı okumak sıkıcı geliyorsa direk ateşi yakalamaktan işe başlayabilirsiniz.Ben farklılıkları size tek tek söylerim yorulmayın:) 

Kitabın konusuna gelince,capitol tarafından hükmedilen ve ihtiyaçlarının karşılanacağı farklı iş kollarıyla özdeşleşen 1 i isyan sebebiyle yok edilmiş toplam 13 adet mıntıkadan oluşan halkın isyandan sonra her yıl 1kız 1 erkek çocuk olmak üzere açlık oyunlarına topam 2 haraç vermesini anlatıyor.olayları 12.mıntıkanın kız haracı katniss in gözünden izliyoruz.her yıl sadece 1 galibin olacağı bir katliamı izliyoruz aslında.İnsanların birbirini gözün kırpmadan öldürdüğü capitol halkınınsa bunu keyifle izlediği bir ölüm kalım savaşı....
Tabiki kahramanımız hayatta kalıyor ve 2.kitapta farkında olmadan sebep olduğu isyanlar yüzünden açlık oyunlarına geri döndürülüyor.

İlk kitap elimde süründü sayılır ama 2.kitabı 2 günde bitirdim ve şiddetle tavsiye ediyorum.Filmi gelmeden önce hemen alıp okuyun derim ben.Çok farklı bir dünyanın içine çekecek sizi.3.kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum fakat şehir dışında olduğum için canım kitabıma ulaşamıyorum maalesef .Yerine başka bir kitap alabileceğimi düşünmesem evde olduğunu boşverip bir koşu satın alırdım


Umarım en az benim kadar keyif alırsınız....

27 Aralık 2012 Perşembe

SENİ GÖMMEM İMKANSIZ


Yine dizüstü edebiyat serisiyle tanıdığımız bir yazar samihazinses. Bu kitap ise nemesis yayınlarından edebiy@t serisi altında yayınlanmış. pucca da dizüstü edebiyatla sorunlar yaşamıştı fakat samihazinses hiç kulağıma çalınmamıştı .
Seride ilk üç arasına çok rahat koyabilirim piç güveysinden halliceyi.Bu kitabı alırkende yine aynı bekl Centi içerisine girdim fakat bende biraz hayal kırıklığı oldu.
Samet ve Cansu adında uzun yıllardır birlikte olan bir çiftin ayrılığına Samet'in gözünden bakıyoruz.İdeal erkek profili çizen Samet Cansu tarafından evlenmeyi planladığı bir anda terk edilir ve bunalımla sapıtmanın arasında gidip gelir.Aslında ayrılığa birde erkeğin gözünden bakmak oldukça keyifli fakat benim gözümde pek inandırıcı olmadı maalesef.Bunun sebebi Samet'in ayrılıktan sonra kadınlar gibi acı çekmesi değil (ki acısınıda çekiyor sefasınıda sürüyor) tam tersi ilk sayfalarda çizdiği profil.Çok fazla detay vermek istemiyorum fakat birlikte olduğu kadına karşı silik bir bir duruşu var ve bu bana çok samimi gelmedi.Olası bir durum tabiki ama çok kurgu duruyor.
Bunun dışında ise kitabın dili beni bu sefer rahatsız etti.Bu seri adı altında çıkan kitapların yüzde doksanı küfür içerikli ama bundaki diyaloglar çok yapay olmuş.Sonuçta edebi eserler değil bunlar.Sokak diliyle yazıldıkları için arada edilen küfürler eğreti durmuyor hatta bazen tamda durumu açıklayacak kelimeler olabiliyor ama bundaki diyaloglar sürekli karşılıklı küfürleşme şeklinde.Samet mimar naif bir adam hatta ideal erkek falan fakat bu kadar seri küfürleşebilmesi oldukça antipatik.kitabın en yapay yerleride bu diyaloglar ztn.Sürekli sen bana koy ben sana koyayım şeklinde bir arkadaş diyaloğunun hiçbir erkek arkadaş arasında yaşandığını sanmıyorum.

Kitabın geneliyle alakalı gözlemim bu şekilde.2.kitap için bende hayal kırıklığı yarattı.Okurken eğlendim denemez ama dediğim gibi ayrılığa erkek gözünden bakmak hoş oldu.Okunmazsada hiçbirşey kaybedilmiş sayılmaz.
160 sayfalık bir kitap.keyifle okunduğunda bir günde biter fakat ben başka kitaba başlayabilmek için biraz zorlama olarak 2 günde bitirdim.