28 Şubat 2013 Perşembe

AZ


Okuyacağım kitabın kapak tasarımı benim için oldukça önemli olmuştur.Bu kitabın kapak tasarımıysa benim için sınıfta kalmıştı ta ki kitabı okuyana kadar...Yine bir arkadaşım okurken paylaşmıştı benimle bu kitabı. Derda adında 11 yaşındaki bir kızın annesi tarafından satılıp bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilip İngiltere de  sürdürdüğü hapis hayatını anlatıyordu kitap.Arkadaşımsa 'kız sonra komşusunun mazoşist cinsel fantazilerini gerçekleştirmeye ve bunu kullanıp kocasından kaçmaya çalışıyor ayy çok merak ediyorum sonunda ne olacak acaba ' şeklinde anlatıyordu.Ben filmlerde de cinselliği bu kadar net görmekten hoşlanmazken kitap olarak okumayı hiç göze alamamıştım hele ki böyle hastalıklı bir durumu.Belki bunlar gerçekten yaşanabilir şeyler fakat ben pek yüzleşme taraftarı değildim.Epey bir zaman kitap üzerine konuşmadık ve ben merak edip sonunu hiç sormadım çünkü bana pislik birşey gibi gelmişti fakat arkadaşım sürekli Hakan Günday serisi yapmaktan bahsediyordu.Bende internetten d&r alışverişi yaparken (kitaplarımı internetten toplu şekilde alıyorum böylece daha ucuza geliyor:)) nasıl olsa kargo parası verdim çok birşeyde almadım hadi bunuda alayım deyip aldım.
Kitabı az çok bildiğim için arka kapağında sadece resmin üzerindeki paragrafı okudum ve her ön yargılı türk insanı gibi Derdanın yaşadıklarını kınadım.Kitabın ortalarına doğru herşey mutlu sona bağlanmıştı ve Derda adıyla yeni bir bölüm vardı.Enteresan deyip başladım ve Derda adındaki bir erkek çocuğun hayatına döndük bu sefer.Babası hapiste,annesi ölmüş ve yurda yollanmamak için annesinin durumunu saklamaya çalışan,hayatını tüm arkadaşları gibi ölülerini ziyarete gelen insanlardan mezaralara su döküp temizlemek karşılığı aldıkları bahşişlerle devam ettiren bir çocuğun hikayesi...Öykü ilerledikçe iki Derdanın hayatlarının ne noktalarda kesiştiğini ve en sonunda nasıl bir araya geldiğini gördük.Kapak tasarımı da böylelikle anlam kazandı.
Beni ikinci öykü daha çok etkiledi açıkçası.Ama ikiside insanın derinliklerinde bir noktaya dokunuyor gerçekten.Okunması gerekenler listenize ekleyin derim ben 

ALAYCI KUŞ


Ne zamandır fıldır fıldır gezmekten Alaycı kuşu yazmadığımı farketmemişim:) Haliyle okumamın üzerinde epeyce zaman geçti ve çok verimli bir yazı olamayacak.
Aslında çok fazla söylenebilecek birşeyde yok.Seri oldukça başarılı zaten.Alaycı kuşta serinin son kitabı.Bu bölümde de isyancıların capitole karşı düzenledikleri isyanı yine Katniss in gözünden izliyoruz.Kendisini 2.kez açlık oyunlarının içinde bulan Katniss ve haraçların bir kısmı 2.kitabın sonunda arenadan kaçırılıyor ve Capitolün eline düşen Peeta yı kurtarmak için isyanın yüzü alaycı kuş olmayı kabul ediyor Katniss.Çok fazla detaya inmeye gerek yok fakat insan okurken içinde yaşadığımız düzenle de biraz özdeşleştiriyor açıkçası. Olaylar capitolde çok uç noktalarda olsa da aslında düzenin çok da fazla değiştirilemediğini ,sadece isimlerin değiştiğini ve kısır bir döngünün içinde olduğumuzu öğretiyor insana.
Kitabın çok çarpıcı bir sonu yok aslında ama insan keşke şu da ölmeseydi ya diye iç geçiriyor ister istemez. Birde ben Katniss in eş seçiminde biraz hayal kırıklığı yaşadım sanki.Kimi seçtiğini tabi ki söylemeyeceğim ama bana diğer isime biraz haksızlık oldu gibi geldi.
Tekrar söylüyorum roman seven biri için oldukça keyifli bir seri umarım keyifle okursunuz.